Manken Sevil Uyar’ın, Tolga Karel’le ilişkisi magazin dünyası için sürpriz olmuştu.
Ancak her fırsatta ‘çok mutlu olduklarını’ söyleyen ikilinin aşkları iki ayda sona erdi. “Bu ilişkide çok yorulduğumu hissettim” diyen Uyar, kendini işlerine adamış.
Neler yapıyorsunuz son zamanlarda? Yeni projeleriniz var mı?
- Oyunculuk eğitimime ağırlık verdim. En son Ayla Algan, Şahika Tekand ve Meltem Cumbul’dan dersler aldım. Onun haricinde bir kültür sanat programını sunuyordum, tatile girdi. Şu an gelen proje tekliflerini değerlendirme aşamasındayım. Ama hep aynı projeler geliyor. Zengin ve kötü kızı oynamam isteniyor. Bense daha derinliği olan rollerde oynamak istiyorum, bu nedenle şu an beklemedeyim. Önümüzdeki sezon da tiyatroya başlayacağım. Oyunculuk konusunda kendimi geliştirmek istiyorum.
Zengin ve kötü kız rollerini kabul etmiyorsunuz, peki nasıl bir rolde oynamayı arzuluyorsunuz?
- Zengin kız rolleri artık beni heyecanlandırmıyor. Ben bir fahişeyi de oynamak isterim, bir lezbiyeni de. Silah ya da motor kullanan bir aksiyon kadınını da, erkeksi bir karakteri de canlandırabilirim.
Oyunculuğa mankenlikten geçiş yaptınız. Mesleki alanda şu anda bulunduğunuz konumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Bu piyasada model olarak tanındım. Ama amacım ‘top model’ olmak değildi. Modellik benim için sadece bir basamaktı. Güzellik yarışmasına da aslında oyunculuk yapmak için girdim. Şu an oyunculukta çok iyi olduğumu söyleyemem…

Neden modelliği bir basamak olarak kullanmak istediniz? Madem amacınız oyuncu olmaktı, en başından oyunculuk eğitimi alabilirdiniz…
- Ailem beni hiç yönlendirmedi. Üniversitede muhasebe okudum, çünkü annem muhasebeci olmamı istiyordu. Kötü yola düşeceğimden korktuğu için manken olmama karşı çıktı. Ama ben ‘hayır’ deyip kaçtım, İstanbul’a ablamın yanına geldim. Bu piyasaya girmek istediğimde beni yönlendiren birileri olsaydı, modellik yapmak yerine direkt oyuncu olmak isterdim. Neyse ki şu an ne istediğimi biliyorum. Bazı şeyler için geç değil…
Meltem Cumbul’dan oyunculuk dersi aldığınızı söylediniz, nasıl bir hocadır Meltem Hanım?
- Gerçekten çok tatlı. Birkaç kişiden ders aldım ama onun kadar insanı duyguya sokan başka bir hocaya rastlamadım. İyi bir eğitim veriyor, çok güzel taktikleri var. Ben ondan çok memnunum, kursuna gitmeye de devam edeceğim. Hayalim, onun gibi yurtdışında çekilen bir projede yer almak.
Oyunculuk eğitiminin dışında günlük hayatta neler yaparsınız?
- Fitness yapıyorum, yüzüyorum. Bazen kalabalıktan sıkılıp Polonezköy’de at biniyorum ya da çimlere yayılıp kitap okuyorum.
Ne tarz kitaplar okumaktan keyif alıyorsunuz?
- Genelde aşk romanlarını severim. Çünkü çok duygusal bir insanım.

Yüzünüze estetik operasyon yaptırdığınız söyleniyor, doğru mu?
- Hayır, yüzümde hiç estetik yok. Bir ara burnumu yaptırmayı düşünmüştüm, çünkü bir estetik cerrah bana “Burnun zenci burnu gibi” demişti, kafama çok takmıştım. Her gün aynayla yatıp kalkıyordum. Hatta bu yüzden bronzlaşmamayı bile düşünmüştüm. Sonra bir arkadaşım ameliyat oldu ve bana çektiği acıları anlattı. Caydırdı beni açıkçası. Zaten yaptıranları görüyorum, hiç doğal durmuyor burunları. O yüzden artık pek sıcak bakmıyorum. Birçok kişi yüzümde estetik olmadığına inanmıyor. Ben de onlara ikizimin fotoğrafını gösteriyorum.
Tek yumurta ikizi misiniz?
- Evet. Fiziksel olarak farklılıklar var aramızda ama ses tonumuz birebir aynı. O turizmci. Karakter olarak benden daha içine kapanık.
Klasiktir ya hani, ikizler birbirlerinin yerine geçerler. Sizin de birbirinizin yerine geçerek insanları kandırdığınız oldu mu hiç?
- Küçükken telefonda tanıdıklarımızı işletirdik. Mesela kardeşim konuşmak istemediği biri olduğunda telefonu bana verirdi. Ben de onun hiç söylemeyeceği şeyleri söylerdim. Sinir olurdu bana! (Gülüyor) Okuldayken de birbirimizin sınavlarına girerdik. Birlikte program teklifleri de aldık. Ama o istemedi.
Anne ve babanız sizi büyütürken çok zorlanmıştır sanırım…
- Evet, bir de altı kardeşiz biz! Ailenin en küçük üyeleri biziz. Babam biz çok küçük yaştayken vefat etmiş. O yüzden benim erkeksi bir tavrım da vardır. Sonuçta onun yapamadıklarını yapmak zorunda kaldık. Ben üniversitede okurken, bir yandan da çalıştım. Annem bana maddi anlamda destek olamadı. İstesem, hali vakti yerinde biriyle de evlenebilirdim. Ama her zaman kendi paramı kendim kazanmayı tercih ettim. Kendimle gurur duyuyorum.
Tolga Karel ile ilişkiniz iki ay sürdü. Ayrılık nedeni olarak Tolga Bey’in alkol bağımlılığını gösterdiniz…
- Evet ama artık bu konuda pek fazla konuşmak istemiyorum. Ben bu ilişkide çok yorulduğumu hissettim. Birlikte tatile gidecektik, o şu an Çeşme’de tatil yapıyor. Bu gibi konularda büyük konuşmak da istemiyorum ama yeniden bir araya gelmemiz biraz zor…

Dışarıdan bakınca, çok soğuk biri gibi görünüyorsunuz. Bu sizin kendinizi koruma içgüdüsüyle çevrenize ördüğünüz bir duvar mı?
- Evet, öyle. Korumacı bir kişiliğim var. Ailenin erkeksi kızıyım. Anneme bakıyorum, kardeşlerime yardımcı olmaya çalışıyorum. Ben değerlerim için yaşıyorum. Hayata umutla bakıyorum. Her şey elimin altında olsun istemiyorum. Benim arabam olmasın mesela. Mercedes’im, Ferrari’m olmasın, önemli değil. Kullandığım çanta Prada olmayıversin. Ben çantaya, ayakkabıya dünyanın parasını veren aptal kızlardan değilim. Marka düşkünü de değilim. Kazandığım parayı ailem ve eğitimim için kullanıyorum.
|
Türkiye Değişim Hareketi lideri Sarıgül, parti kurmaktan vazgeçtiklerini açıkladı.

Türkiye Değişim Hareketi (TDH) Lideri Mustafa Sarıgül, CHP’deki değişim rüzgarına fırsat vermek ve Türkiye’nin önünü açmak için TDH’yi kurmama kararı aldıklarını açıkladı. TDH’yi kurmama kararını ön koşulsuz ve hiç bir kimsenin bireysel talebi olmadan karar verdiklerini belirten Sarıgül, “12 Eylül’de erken seçimlerin yapılacağı duyumlarımız var. Biz Türkiye’nin önünü açmak için bu hareketi yaptık. Bu kararı alırken de örnek aldığım kişi Erdal İnönü olmuştur” dedi.
Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda bir basın toplantısı düzenleyen Sarıgül, şehitlere rahmet dileyerek konuşmasına başladı. Türkiye’nin çok ciddi bir süreçten geçtiğini ve bir dönüm noktası, yol ayrımında olduğunu söyleyen Sarıgül, iktidarı vaat ettiklerini yerine getirememekle eleştirerek, “İktidar artık yoruldu. Türkiye’yi de yordu. Yaptıklarını yanlış yaptı. İddia ettiklerini ise hiç yapamadı” dedi.
-CHP’YE FIRSAT TANIYACAK-
Türkiye’yi yönetmenin ciddi bir iş olduğunu ve Türkiye’nin bir deneme tahtası olmadığının altını çizen Sarıgül, değişimin artık kaçınılmaz olduğunu, Türkiye’nin her gün gençlerin ölmesine daha fazla seyirci kalamayacağını savundu. TDH bu inançla, uzun bir süredir mücadele ettiğini ve ülke adına tarihi bir görev üstlendiğini belirten Sarıgül, şunları söyledi:
“Ülkemize duyduğumuz sorumluluk gereği, Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu koşulları dikkate alarak, akan kanı durdurmak, ülkemiz siyasetine yardımcı olmak ve siyasetteki değişim rüzgarlarına fırsat vermek için özveri ve fedakarlık günüdür. Bugün bize düşen görev, Türkiye’yi ve Türkiye’nin geleceğini kucaklamaktır. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığındaki CHP’nin mutlu bir Türkiye isteyen yurttaşlarımız için bir umut rüzgarı yarattığını düşünüyoruz.
Yurttaşlarımız CHP’deki değişime bir fırsat tanımak istiyor. Biz de her zaman olduğu gibi yine yurttaşlarımızın sesini dinliyor ve toplumdaki bu rüzgara fırsat vermek gerektiğini düşünüyoruz. Bu koşullarda, halkımızın vicdanının sesine kulak veriyor ve Türkiye Değişim Partisi’ni kurmuyoruz.”
-ÇOK ZOR BİR KARAR ALDIK-
Bununla birlikte düşüncelerinin ve ideallerinin yurttaşların gönlünde yaşamaya devam edeceğini, TDH’nin yeni bir siyaset anlayışı kazandırdığını, bu anlayışın ülke siyasetinde her zaman var olacağını belirten Sarıgül, TDH’nin partileşmeden de ülkeye hizmet etmeye devam edeceğini bildirerek, “Çok zor bir karar aldığımızın bilincindeyim. Bu karar, toplumun beklentileri ve Türkiye’nin geleceği düşünülerek alınmış bir karardır” dedi. Diğer yandan bazı kişilerle de fikir ayrılığında olduğunu açıklayan Sarıgül, “Ancak yurttaşlarımızın, bugün aldığımız tarihi kararın, Türkiye için gerekli bir karar olduğunu çok iyi anlayacaklarına inanıyorum. Ülkemize ve yurttaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum” açıklamasında bulundu.
Toplantı sonunda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Sarıgül, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir umut rüzgarı estirdiğini, bu sebeple koltukları değil, Türkiye’yi düşünerek bu kararı aldıklarını yineledi. Kendilerinin TDH’yi kurmama kararını ön koşulsuz ve hiç kimsenin bireysel talebi olmadan verdiklerini açıklayan Sarıgül, “Bu kararı verirken günlerce düşündük. Son derece dikkatli davrandık. Türkiye’nin içeride ve dışarı huzurlu olması için bu kararı verdik” dedi.
-BU KONUDA KILIÇDAROĞLU İLE GÖRÜŞMEDİK-
Sarıgül, gazetecilerin, “Bu karar, CHP’ye tekrar bir dönüş kararı mı” şeklindeki sorusuna, “Bu kararın ‘CHP’ye katılacak mısınız’ şeklinde anlaşılmasından çok kararlığımızı, fedakarlığımızın konuşulmasını arzu ederim. Bizim için Türkiye önemlidir. Bu kararı alırken örnek aldığım isim Erdal İnönü oldu. Onun koltukları nasıl bıraktığı benim için önemli olmuştur” yanıtını verdi.
Bu karara ilişkin Kılıçdaroğlu ile görüşme yapıp yapmadıklarına ilişkin Sarıgül, “Sayın Kılıçdaroğlu ile hiç bir görüşmemiz olmadı. CHP Genel başkanlığından sonra tebrik için aradım. Onun dışında hiç bir görüşmemiz olmamıştır” dedi. TDH’yi kurmama kararının, bu hareketin bitirilmesi veya başka bir yere kanalize edilmesiyle ilgili olup olmadığı konusunda Sarıgül, “Bu karar fikirlerimizin yok olması anlamına gelmez. Ülke siyasetine TDH her zaman katkı yapacaktır. 12 Eylül tarihinde erken seçimlerin yapılacağı duyumlarımız var. Biz Türkiye’nin önünü açmak için bu hareket yaptık” açıklamasında bulundu.
|

Aşırı egzersizin, arkadaş ilişkilerinize olduğu kadar güzelliğinize de zarar verebileceğini biliyormuydunuz?
Sebze, meyveden oluşan bir beslenme tarzı, sıkı sıkıya bağlı olduğunuz spor ve sürekli içtiğiniz meyve suları, kendinizi iyi hissettirse de, cildinize iyi gelmeyebilir.
Aşırı egzersiz, arkadaş ilişkilerinize olduğu kadar güzelliğinize de zarar verebilir. Öncelikle yaptığınız egzersiz miktarının aşırı olup olmadığından emin olun.
Fitness eğitmenlerine göre, günde en az iki sefer hiç ara vermeden egzersiz yapmak, bu işi abarttığınızı gösteriyor.
Güzellik uzmanlari ise özellikle yoğun tempoda koşan kadınların, erken yaşlanma riskiyle karşı karşıya kaldıklarını anlatıyor. Bunun başlıca iki nedeni var; öncelikle koşu sırasında yumuşak dokuların aşağıyukarı sürekli gidip gelmesi cildin sıkılığını olumsuz şekilde etkiliyor. Ayrıca spor dışarıda yapılıyorsa zorlu hava koşullarına maruz kalmak, ciltte tahrişe yol açabiliyor.
Egzersiz yoğunluğunuzu azaltmayı deneyin. Yani yoğun koşuların yerine tempolu yürüyüşe geçerseniz, cildiniz üzerindeki baskıyı büyük ölçüde azaltabilirsiniz. Üstelik cildiniz daha hafif egzersizler sayesinde kendisini yenileme imkanı da bulacaktır. Haftada sadece bir gün yürüyüş yapmak size yarar sağlayacaktır.
Açık havada koştuğunuz günlerde, cildinizi güneşin zararlı etkilerinden korumak için mutlaka güneş koruyucu ürün kullanın
|
|

iSRAiL MALLARI
1- Sen Lıkır Lıkır Coca Cola içerken israil, Filistin ve Lübnan’da Tıkır Tıkır çocuklarımızı katlediyor.
2- Senin kullandığın her yahudi ürününde israile katkı payı kesintisi yapılıyor ve israil senin aldığın o ürünülerden sağlanan katkı payı ile ekonomisini güçlendiriyor silah alıyor ve müslümanları katlediyor.
3- Senin içtiğin her bir marrlboro camel vs.. sigaralarından çektiğin her bir nefeste ortadoğuda bir nefes sönüyor.
4- Temel felsefeleri : Dünya üzerinde yaşanan terör ve anarşi olaylarının temelinde Siyonist Yahudi hareketi yatmaktadır. Terör, anarşi ve vurgunculuk, Siyonist Yahudi idealinin gerçekleşmesi için oluşturulan bir zemin, atılan bir adımdır. Siyonist Yahudi’nin dünya egemenliği idealinin gerçekleşebilmesi için diğer milletler ya uyuyacak derecede sarhoş olacaklar ya da önlerine konacak mesellerle öyle bir meşgul olacaklar ki, böylece kendi hâllerine düşecekler ve Siyonistlerin yaptıklarını görüp analiz etmeye vakitleri olmayacaktır.
5- İsrail Devletinin kurucusu Ben Guryon’un “Dünyanın ne söylediği umurumda bile değil. Önemli olan bizim varolmamızdır. Bir Yahudinin hayatı karşılığında ödenecek bir bedel olduğunu bilmezlerse varolamayız. Tek gerçek budur.” Sözleri ile nasıl bir zihniyetin ürünlerini kullandığımızın farkına vamayacakmıyız hala.
6- Eğer insanlar din adına yardım isterlerse onlara yardım etmemiz gerekir. Bu desteğin vasıtası düşmanın mallarına uygulanacak tam bir boykottur. Mallarının alınmasında kullanılan her lira, kuruş vs. Sonunda Filistin’deki kardeşlerimiz ve çocuklarımızın kalplerine sıkılan bir kurşuna dönüşmektedir. Bu nedenle, mallarını satın almayarak onlara yardım etmemek bir yükümlülüktür (İslam düşmanlarına). Onların mallarını satın almak zorbalığa, zulüme ve şiddete destek olmak demektir. Onlardan mal satın almak onları güçlendirir; bizim görevimiz onları mümkün olduğunca zayıf düşürmektir. Bizim yükümlülüğümüz Kutsal Topraklardaki direnen kardeşlerimizi mümkün olduğunca güçlendirmektir. Eğer kardeşlerimizi güçlendiremiyorsak, düşmanı zayıflatmak gibi bir görevimiz var demektir. Eğer onları güçsüz düşürmenin tek yolu boykot ise, onları boykot etmemiz gerekmektedir.
7- Hz. Ali, Allah kendisinden razı olsun, şöyle demiştir: “Üç düşmanınız vardır; sizin düşmanınız, sizin düşmanınızın arkadaşları ve sizin arkadaşınızın düşmanları.” Amerika günümüzde sizin arkadaşlarınızın düşmanı olmaktan da ötedir; kendilerini İsrail için yok edebilirler. Dünya çapındaki İslam Ümmeti 1.3 milyarlık nüfusu ile ABD ve şirketlerini boykot ederek onlara zarar verebilir. Bu dinimizin bize yüklediği bir sorumluluktur ve Allah’ın yoludur. Başka ülkelerden bir alternatif ürün olduğu halde Amerikan veya İsrail ürünleri satın alan her Müslüman haram bir davranış içine girmektedir. Açıkça büyük bir günah işlemektedirler.
8- Eğer bu son israil teröründen sonrada hala kullanıyorsak yahudi ürünlerini, yazıklar olsun bize yazıklar olsun kendine Elhamdülillah Müslümanım diyen kişilere Yazıklar olsun o Marrlboro sigarasından bir nefes çekenlere Yazıklar olsun Lıkır Lıkır Coca Cola içenlere…
|